Mâverdî
Aranan şeyin değeri, sonuçlarının değeriyle; önemi, faydalarının çokluğuyla ölçülür.
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 13
Hikmet Ehli · Arşiv
22 sonuç
Aranan şeyin değeri, sonuçlarının değeriyle; önemi, faydalarının çokluğuyla ölçülür.
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 13
Gönüller farklı alanlarla ferahlar, tek bir alandan ise usanır.
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 13
Kazanılmış akılda bu iki yön birleşirse —keskin zekânın iyi sezgiyle, sağlam zihnî yatkınlığın iyi hazır kavrayışla geliştirdiği yön ile kullanımın uzun tecrübelerle ve zamanın …
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 24
Keskin zekâ ve hile kınanır; çünkü bunları kullanan kişi aklının üstünlüğünü kötülüğe harcamıştır. İyiliğe yöneltseydi övgüye değer olurdu.
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 25
Bil ki kazanılmış akıl, doğuştan gelen akıldan ayrılamaz; çünkü onun ürünüdür.
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 26
Hevâ iyilikten alıkoyar ve akla karşıttır.
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 29
Akıllı kişi bu iki yoldan aldanır; sonunda hevânın hükümleri onun üzerinde etkili olur.
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 30
Hevâ baskın ve helâk yollarına sürükleyici olduğundan, akıl ona karşı gözetleyen ve mücadele eden bir bekçi kılınmıştır.
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 30
Nefis, hevanın sonuçları kendisine bildirildiği için akla boyun eğdiğinde, hevâ çok geçmeden akıl tarafından yenilgiye uğratılır.
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 31
İlk sebebi kökten gidermenin yolu, kalbinin düşüncesini gözünün bakışına hakem kılmasıdır.
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 32
Bu, düşüncenin karışık olanı ayırt etmekle meşgul olması ve kolay bulduğunu izleyerek rahatlık aramasıdır.
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 32
İki seçenek ona karışık gelirse, kendisine daha sevimli olanından kaçınsın ve daha kolay gelenini bıraksın.
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 33
Sonra nefsi, sevdiğini doğru ve arzuladığını güzel göstermesinden dolayı şüpheyle sorgulamalıdır.
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 33
Çünkü kibir ve kendini beğenmişlik erdemleri elden alır, kötülükleri kazandırır. Bu ikisinin egemen olduğu kişi öğüt dinlemez, terbiye de kabul etmez.
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 236
Kibire gelince: nefrete yol açar, yakınlık kurmaktan alıkoyar ve kardeşlerin gönüllerini kinle doldurur.
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 236
Kendini beğenmişlik güzellikleri gizler, kusurları açığa çıkarır, kınanmaya yol açar ve erdemlerden alıkoyar.
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 237
Kibrin çeşitli sebepleri vardır. En güçlü sebeplerinden bazıları üstün konum, buyruğunun geçmesi ve denkleriyle az görüşmektir.
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 239
Bu da akıllı kişinin nefsinin övgüyle coşmasını önlemesi ve onu kendisi hakkındaki övgüleri doğru saymaktan alıkoyması gereken bir husustur.
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 240
Erdemlerin temeli ve edeplerin kaynağı akıldır.
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 17
Bil ki, işlerin hakikatleri akılla kavranır; iyi ve kötü işler onunla birbirinden ayırt edilir.
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 18