Hikmet Ehli · Arşiv

Kütüphane araması

48 sonuç

Sahabe · Ömer b. Hattâb

Ömer b. Hattâb

Fırat kenarında sahipsiz bir koyun ölse, kıyamet günü Allah’ın onun hesabını benden soracağından korkarım.

Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 1 s. 53

Selef ve Âlimler · Ebu Süleyman ed-Dârânî

Ebu Süleyman ed-Dârânî

Okuma (kıraat) sana lezzetli gelirse rükua ve secdeye gitme; secde sana lezzetli gelirse rükua gitme ve okuma; sana hangi kapı açıldıysa ona tutun.

Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 9 s. 265

Selef ve Âlimler · Ebu Süleyman ed-Dârânî

Ebu Süleyman ed-Dârânî

Zahit, dünyanın kederini atıp onda rahata eren değildir; zahit ancak dünyanın kederini atıp ahireti için onda yorulandır.

Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 9 s. 273

Selef ve Âlimler · Ebu Süleyman ed-Dârânî

Ebu Süleyman ed-Dârânî

Nafile bir ibadetten lezzet alan kimse, farz vakti geldiğinde nafilenin lezzeti yüzünden onu (vaktinde) kesmiyorsa, o kişi nafilesinde aldanmıştır.

Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 9 s. 269

Selef ve Âlimler · Ebu Süleyman ed-Dârânî

Ebu Süleyman ed-Dârânî

Rızık konusunda Allah'a güvenen kişinin ahlakı güzelleşir, hilim sahibi olur, cömertleşir ve namazdaki vesveseleri azalır.

Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 9 s. 257

Selef ve Âlimler · Ebu Süleyman ed-Dârânî

Ebu Süleyman ed-Dârânî

Kul, Rabbinden (c.c.) haya ettiği zaman hayrı tamamlamış demektir.

Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 9 s. 257

Selef ve Âlimler · Ebu Süleyman ed-Dârânî

Ebu Süleyman ed-Dârânî

Kanaat, rızanın başlangıcıdır.

Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 9 s. 257

Selef ve Âlimler · Ebu Süleyman ed-Dârânî

Ebu Süleyman ed-Dârânî

Gözlerinizi ağlamaya, kalplerinizi tefekküre alıştırın.

Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 9 s. 274

Selef ve Âlimler · Ebu Süleyman ed-Dârânî

Ebu Süleyman ed-Dârânî

Verâ (şüpheli şeylerden kaçınmak), zühdün başlangıcıdır.

Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 9 s. 257

Selef ve Âlimler · Fudayl bin İyad

Fudayl bin İyad

Korku ümitten (recâ) efdaldir. Kul sağlıklı olduğu sürece böyledir; ancak ona ölüm geldiğinde ümit korkudan efdaldir.

Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 89

Selef ve Âlimler · Fudayl bin İyad

Fudayl bin İyad

Kişinin Allah Teâlâ'dan korkusu, Allah Teâlâ hakkındaki ilmi kadardır.

Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 89

Selef ve Âlimler · Fudayl bin İyad

Fudayl bin İyad

Dilini koru, işine bak, zamanını tanı ve mekanını gizle.

Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 94

Selef ve Âlimler · Fudayl bin İyad

Fudayl bin İyad

Kulun Allah'tan korkusu, Allah hakkındaki ilmi kadardır; dünyadaki zühdü ise ahirete olan rağbeti kadardır.

Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 89

Selef ve Âlimler · Hasan-ı Basrî

Hasan-ı Basrî

Sen ancak bir araya gelmiş günlerden ibaretsin; bir gün geçtiğinde senin bir parçan da gitmiş demektir.

Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 2 s. 148

Selef ve Âlimler · Hasan-ı Basrî

Hasan-ı Basrî

Şu dirhem ve dinar ne kötü iki arkadaştır; senden ayrılmadıkça (onları harcamadıkça) sana fayda vermezler.

Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 2 s. 155

Selef ve Âlimler · Abdullah bin Mübarek

Abdullah bin Mübarek

Dayanağınız 'eser' (hadis ve rivayet) olsun; şahsi görüşlerden (re'y) ise sadece hadisi size açıklayan kısımları alın.

Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 165

Selef ve Âlimler · İbrahim bin Edhem

İbrahim bin Edhem

Cihadın en çetini, nefsi arzularla (hevâ) yapılan cihaddır. Kim nefsini arzularından men ederse; dünyanın derdinden ve belasından kurtulur, onun eziyetlerine karşı muhafaza olunur.

Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 18

Selef ve Âlimler · İmam Şafii

İmam Şafii

Resulullah (s.a.v.)’in bir sünnetini bulduğunuzda ona uyun ve kimsenin sözüne bakmayın.

Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 9 s. 107

Selef ve Âlimler · İmam Şafii

İmam Şafii

Hasetçi uzun hasretler içindedir ve derecelerden mahrumdur.

Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 9 s. 147

Selef ve Âlimler · Malik bin Dinar

Malik bin Dinar

Kurt ile kuzu ne zaman barışırsa, mümin ile münafık da ancak o zaman uzlaşır (asla uzlaşamazlar).

Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 2 s. 376