Ömer b. Hattâb
Fırat kenarında sahipsiz bir koyun ölse, kıyamet günü Allah’ın onun hesabını benden soracağından korkarım.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 1 s. 53
Hikmet Ehli · Arşiv
48 sonuç
Fırat kenarında sahipsiz bir koyun ölse, kıyamet günü Allah’ın onun hesabını benden soracağından korkarım.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 1 s. 53
Okuma (kıraat) sana lezzetli gelirse rükua ve secdeye gitme; secde sana lezzetli gelirse rükua gitme ve okuma; sana hangi kapı açıldıysa ona tutun.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 9 s. 265
Zahit, dünyanın kederini atıp onda rahata eren değildir; zahit ancak dünyanın kederini atıp ahireti için onda yorulandır.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 9 s. 273
Nafile bir ibadetten lezzet alan kimse, farz vakti geldiğinde nafilenin lezzeti yüzünden onu (vaktinde) kesmiyorsa, o kişi nafilesinde aldanmıştır.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 9 s. 269
Rızık konusunda Allah'a güvenen kişinin ahlakı güzelleşir, hilim sahibi olur, cömertleşir ve namazdaki vesveseleri azalır.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 9 s. 257
Kul, Rabbinden (c.c.) haya ettiği zaman hayrı tamamlamış demektir.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 9 s. 257
Kanaat, rızanın başlangıcıdır.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 9 s. 257
Gözlerinizi ağlamaya, kalplerinizi tefekküre alıştırın.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 9 s. 274
Verâ (şüpheli şeylerden kaçınmak), zühdün başlangıcıdır.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 9 s. 257
Korku ümitten (recâ) efdaldir. Kul sağlıklı olduğu sürece böyledir; ancak ona ölüm geldiğinde ümit korkudan efdaldir.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 89
Kişinin Allah Teâlâ'dan korkusu, Allah Teâlâ hakkındaki ilmi kadardır.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 89
Dilini koru, işine bak, zamanını tanı ve mekanını gizle.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 94
Kulun Allah'tan korkusu, Allah hakkındaki ilmi kadardır; dünyadaki zühdü ise ahirete olan rağbeti kadardır.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 89
Sen ancak bir araya gelmiş günlerden ibaretsin; bir gün geçtiğinde senin bir parçan da gitmiş demektir.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 2 s. 148
Şu dirhem ve dinar ne kötü iki arkadaştır; senden ayrılmadıkça (onları harcamadıkça) sana fayda vermezler.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 2 s. 155
Dayanağınız 'eser' (hadis ve rivayet) olsun; şahsi görüşlerden (re'y) ise sadece hadisi size açıklayan kısımları alın.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 165
Cihadın en çetini, nefsi arzularla (hevâ) yapılan cihaddır. Kim nefsini arzularından men ederse; dünyanın derdinden ve belasından kurtulur, onun eziyetlerine karşı muhafaza olunur.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 18
Resulullah (s.a.v.)’in bir sünnetini bulduğunuzda ona uyun ve kimsenin sözüne bakmayın.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 9 s. 107
Hasetçi uzun hasretler içindedir ve derecelerden mahrumdur.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 9 s. 147
Kurt ile kuzu ne zaman barışırsa, mümin ile münafık da ancak o zaman uzlaşır (asla uzlaşamazlar).
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 2 s. 376