Kişi

Mâverdî

Mâverdî için kişi kaydı.

  1. Söz

    “Aranan şeyin değeri, sonuçlarının değeriyle; önemi, faydalarının çokluğuyla ölçülür.”

    Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 13

  2. Söz

    “Gönüller farklı alanlarla ferahlar, tek bir alandan ise usanır.”

    Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 13

  3. Söz

    “Kazanılmış akılda bu iki yön birleşirse —keskin zekânın iyi sezgiyle, sağlam zihnî yatkınlığın iyi hazır kavrayışla geliştirdiği yön ile kullanımın uzun tecrübelerle ve zamanın …”

    Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 24

  4. Söz

    “Keskin zekâ ve hile kınanır; çünkü bunları kullanan kişi aklının üstünlüğünü kötülüğe harcamıştır. İyiliğe yöneltseydi övgüye değer olurdu.”

    Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 25

  5. Söz

    “Bil ki kazanılmış akıl, doğuştan gelen akıldan ayrılamaz; çünkü onun ürünüdür.”

    Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 26

  6. Söz

    “Hevâ iyilikten alıkoyar ve akla karşıttır.”

    Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 29

  7. Söz

    “Akıllı kişi bu iki yoldan aldanır; sonunda hevânın hükümleri onun üzerinde etkili olur.”

    Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 30

  8. Söz

    “Hevâ baskın ve helâk yollarına sürükleyici olduğundan, akıl ona karşı gözetleyen ve mücadele eden bir bekçi kılınmıştır.”

    Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 30

  9. Söz

    “Nefis, hevanın sonuçları kendisine bildirildiği için akla boyun eğdiğinde, hevâ çok geçmeden akıl tarafından yenilgiye uğratılır.”

    Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 31

  10. Söz

    “İlk sebebi kökten gidermenin yolu, kalbinin düşüncesini gözünün bakışına hakem kılmasıdır.”

    Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 32

  11. Söz

    “Bu, düşüncenin karışık olanı ayırt etmekle meşgul olması ve kolay bulduğunu izleyerek rahatlık aramasıdır.”

    Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 32

  12. Söz

    “İki seçenek ona karışık gelirse, kendisine daha sevimli olanından kaçınsın ve daha kolay gelenini bıraksın.”

    Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 33

  13. Söz

    “Sonra nefsi, sevdiğini doğru ve arzuladığını güzel göstermesinden dolayı şüpheyle sorgulamalıdır.”

    Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 33

  14. Söz

    “Çünkü kibir ve kendini beğenmişlik erdemleri elden alır, kötülükleri kazandırır. Bu ikisinin egemen olduğu kişi öğüt dinlemez, terbiye de kabul etmez.”

    Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 236

  15. Söz

    “Kibire gelince: nefrete yol açar, yakınlık kurmaktan alıkoyar ve kardeşlerin gönüllerini kinle doldurur.”

    Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 236

  16. Söz

    “Kendini beğenmişlik güzellikleri gizler, kusurları açığa çıkarır, kınanmaya yol açar ve erdemlerden alıkoyar.”

    Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 237

  17. Söz

    “Kibrin çeşitli sebepleri vardır. En güçlü sebeplerinden bazıları üstün konum, buyruğunun geçmesi ve denkleriyle az görüşmektir.”

    Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 239

  18. Söz

    “Bu da akıllı kişinin nefsinin övgüyle coşmasını önlemesi ve onu kendisi hakkındaki övgüleri doğru saymaktan alıkoyması gereken bir husustur.”

    Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 240

  19. Söz

    “Erdemlerin temeli ve edeplerin kaynağı akıldır.”

    Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 17

  20. Söz

    “Bil ki, işlerin hakikatleri akılla kavranır; iyi ve kötü işler onunla birbirinden ayırt edilir.”

    Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 18