İbn Miskeveyh
Kimin ayırt etme gücü daha sağlam, düşünüp tartması daha doğru ve seçimi daha iyiyse insanlığı da daha yetkindir.
Tehzîbü'l-Ahlâk ve Tathîrü'l-A'râk · s. 20
Hikmet Ehli · Arşiv
25 sonuç
Kimin ayırt etme gücü daha sağlam, düşünüp tartması daha doğru ve seçimi daha iyiyse insanlığı da daha yetkindir.
Tehzîbü'l-Ahlâk ve Tathîrü'l-A'râk · s. 20
Kötülükler, insanın bu iyiliklere yönelmesini kendi irade ve çabasından yahut tembelliği ve yüz çevirmesinden kaynaklanarak engelleyen şeylerdir.
Tehzîbü'l-Ahlâk ve Tathîrü'l-A'râk · s. 20
İnsan, diğer bütün varlıklar arasında, başkasının paylaşmadığı kendine özgü bir fiile sahiptir; bu fiil, ayırt edip düşünüp taşınan gücünden doğar.
Tehzîbü'l-Ahlâk ve Tathîrü'l-A'râk · s. 20
Öyleyse kuşku götürmeyen görevimiz, yetkinliğimiz olan ve uğruna yaratıldığımız iyiliklere ulaşmak için çaba göstermektir.
Tehzîbü'l-Ahlâk ve Tathîrü'l-A'râk · s. 21
İnsanın fiilleri eksilir ve yaratıldığı amacın gerisinde kalırsa—yani kendisinden ve düşünme gücünden doğan fiilleri eksik olursa—insanlık mertebesinden hayvanlık mertebesine in…
Tehzîbü'l-Ahlâk ve Tathîrü'l-A'râk · s. 21
İnsana özgü iyilikler ve nefisteki yetiler çok olduğundan, tek bir insanın hepsini yerine getirmesi mümkün değildir; bu yüzden bunları yerine getirecek kalabalık bir topluluğun …
Tehzîbü'l-Ahlâk ve Tathîrü'l-A'râk · s. 22
İradî fiillerde iyilik ve kötülük, ya daha üstün olanı seçip uygulamakla ya da daha aşağı olanı seçip ona yönelmekle belirir.
Tehzîbü'l-Ahlâk ve Tathîrü'l-A'râk · s. 22
İnsanın mutluluğu, insana özgü fiillerin ayırt etme ve düşünüp taşınma gücüne uygun biçimde ondan doğmasıdır.
Tehzîbü'l-Ahlâk ve Tathîrü'l-A'râk · s. 22
Her varlığın mutluluğu, kendi biçimine özgü fiillerin ondan tam ve yetkin biçimde ortaya çıkmasıdır.
Tehzîbü'l-Ahlâk ve Tathîrü'l-A'râk · s. 22
Böylece her kişi bedenin bir organı gibidir; insanın ayakta kalması bedeninin bütün organlarının eksiksiz olmasına bağlıdır.
Tehzîbü'l-Ahlâk ve Tathîrü'l-A'râk · s. 23
Bu yüzden insanların birbirini sevmesi gerekir; çünkü her biri kendi yetkinliğini diğerinde görür.
Tehzîbü'l-Ahlâk ve Tathîrü'l-A'râk · s. 23
Bu üç erdemin ölçülü oluşundan ve birbirleriyle orantısından, onların yetkinliği ve tamamlayıcısı olan adalet erdemi doğar.
Tehzîbü'l-Ahlâk ve Tathîrü'l-A'râk · s. 24
Öfkesel nefsin hareketi ölçülü olup akleden nefsin onun için belirlediğine uyduğunda, vakitsiz harekete geçmediğinde ve gerektiğinden fazla hararetlenmediğinde, bundan hilm erde…
Tehzîbü'l-Ahlâk ve Tathîrü'l-A'râk · s. 24
Hayvanî nefsin hareketi ölçülü olduğunda ve akleden nefse, onun için belirlenen pay konusunda karşı çıkmadan uyduğunda, arzusunun peşinden aşırı biçimde gitmediğinde, bundan iff…
Tehzîbü'l-Ahlâk ve Tathîrü'l-A'râk · s. 24
Akleden nefsin hareketi ölçülü olup kendi sınırını aşmadığında ve doğru bilgilere yöneldiğinde—yalnızca bilgi sanılan varsayımlara değil, çünkü bunlar gerçekte cehalettir—ondan …
Tehzîbü'l-Ahlâk ve Tathîrü'l-A'râk · s. 24
İffet, arzulama duyusunun erdemidir; insanda bu erdem, arzularını doğru düşüncenin ölçüsüne göre yönlendirmesiyle görünür.
Tehzîbü'l-Ahlâk ve Tathîrü'l-A'râk · s. 26
Adalet ise, saydığımız bu üç erdemin bir araya gelmesiyle nefiste ortaya çıkan bir erdemdir.
Tehzîbü'l-Ahlâk ve Tathîrü'l-A'râk · s. 27
Sabır, çirkin hazların peşinden gitmemesi için nefsin hevaya direnmesidir.
Tehzîbü'l-Ahlâk ve Tathîrü'l-A'râk · s. 28
Bunların bir kısmı alışkanlık ve alıştırmayla kazanılır; başlangıçları düşünce ve değerlendirme olabilir, sonra adım adım sürdürülerek yerleşik bir meleke ve karakter hâline gelir.
Tehzîbü'l-Ahlâk ve Tathîrü'l-A'râk · s. 41
İnsan bu şeylerin erdem değil kusur olduğunu anlarsa onlardan uzak durur ve bunlarla nitelenmekten hoşlanmaz; erdem olduklarını sanırsa onlara sarılır ve bunlar huyu hâline gelir.
Tehzîbü'l-Ahlâk ve Tathîrü'l-A'râk · s. 18